Doğada her canlının kendini dış etkenlere karşı koruma mekanizması vardır. Düşmanlardan ya da çevre koşullarından gelebilecek zararı önlemek adına farklı önlemler alırız. Örneğin gözümüze zarar verebilecek ufak bir toz tanesini bile göz kırpma refleksi ile önlemeye çalışırız. Canlıların dünyasında da bunun sayısız örneği var. Birisi hayvanlar, diğeri bitkiler alemine ait bu iki canlının ortak savunma hattı ; Formik Asit üretimidir.

Kırmızı Orman Karıncası , bilimsel adıyla Formica rufa 1758 yılında keşfedilen bir karınca türüdür. Geniş yapraklı ormanlarda yaşarlar. Kraliçe karıncalar 20 yıla kadar yaşayabilirler ve ömürlerinde sadece 1 kere çiftleşirler. Erkek karıncalar ise kraliçe karınca ile çiftleştikten sonra ölürler. Kırmızı orman karıncaları düşmanlarından korunmak için formik asiti kullanırlar. Dışarıdan herhangi bir tehdit algıladıklarında karın bölgelerinden Formik asit fışkırtarak kendilerini korumaya alırlar.

Isırgan Otu , diğer adıyla Urtica genellikle Mayıs-Ağustos aylarında çiçek açan bir bitkidir. Yapraklarında ve gövdesinde tüyler bulunur. Bu tüylere mikroskobik olarak bakıldığında tüp şeklinde olduğu görülür. Tüplerin içinde formik asit, histamin , asetilkolin, serotonin gibi kimyasallar bulunur. Tüylerin uç kısımları camsı yapıdadır ve hassastır. En ufak dokunuşta kırılır ve içerisindeki formik asiti dışarıya bırakır. O nedenle ısırgan otuna dokunulduğunda, formik asit ciltte tahrişe ve kaşıntıya sebep olur. Bu da ısırgan bitkisinin kendini savunma yöntemidir.
Peki formik asiti savunmada kullanılacak kadar önemli yapan nedir?
Formik asit , kimyasal moleküler formülü HCOOH olan , güçlü bir kokuya sahip renksiz bir sıvıdır. Tehlikeli olması konsantrasyonuna bağlı olarak değişir. Düşük konsantrasyonlarda faydalı olmasına karşın yüksek konsantrasyonlarda tehlikelidir. Antibakteriyel özelliğe sahiptir ve bu nedenle gıda koruyucu maddesi ve pestisit olarak kullanılır. Yüksek konsantrasyonda ise ciltte aşındırıcı ve tahriş edici etkisi bulunur.
